Sayfalar

24.09.2012

Şimdi Hangisi?


Her zaman sevdim yazmayı. Konuşmaktan daha kolay geldi. Aynı masada oturup yazarak anlatsam belki daha kolay anlatacağım demek istediklerimi. 
Bir süredir yazmak ve susmak arasında yaşıyorum. Susmak diyorum çünkü gerçekten ses çıkarttığımı düşünüyorum yazarken. 
Şimdi (aslında epeydir) fotograf da buna dahil olmaya başlayınca garip bir koroya dönüştü sözlerim. Yazsam, fotograf çeksem, konuşsam, sussam! 
Zamandan şikayetçi olmayacağım. Biliyorum ve kendimi tanıyorum ki bedenime uygun bir hız bu. Sadece zaman zaman yoruluyor ve dillendiriyorum. Biliyorum ki yavaş yavaş yaşasam uzun uzun yorulup bıkacağım. Şimdi dönüp baktıkça sabaha yaşadıklarımla akşam arasına gün girmiş kadar, ayrımı kaçırıyorum. İda 'anne yine gel' dediğinde hangi günü kast ediyorsa ben de 'demiştin ya' derken çok uzak bir geçmişten değil daha sabahtan bahsediyorum.
Yani düşündüğümden daha uzağa gidiyor ve dönüyorum. Belki de düşündüğümden daha uzağa gidiyor dönmüyorum.
Ayak izini kaybetmek için ardında çalılıklardan parçalar gezdirirmiş ya insanlar ayak izlerimi kaybetmek için  çalılıklar taşıyor ve parçası oluyorum git gide. Bir şeyleri kaybettiğimiz kesin! Sadece durup düşünmekten korkuyoruz.
Amannnnnnnn
Öyle ya da böyle bir gün daha bitti..........
Şimdi hangi zaman?

 Görsel: Buradan


19 yorum:

  1. Biten günlerin özlemi mi bu yoksa zamana sitem mi? Neyse sen yazmaya devam et de...

    YanıtlaSil
  2. ''Yani düşündüğümden daha uzağa gidiyor ve dönüyorum. Belki de düşündüğümden daha uzağa gidiyor dönmüyorum.''
    Eskilere döndüm,küçük kız çocuğu deniz kenarında elinde kovası küçük ayakları suyun içinde ıslanırken adının seslendiğini duydu ve birden öyle bir çığlık atıp koşmaya başladı ki o kacaman,iri yarı dünya tatlısı kadının kollarına,'anneannem'. Bir damla gözyaşı,yüreğim sımsıcak belki de özlem gelmeyeceğini bildiğin en sevdiklerinden biri olan özel yüreğe...
    Sevgiyle kal, Nehirİda...

    YanıtlaSil
  3. Ebru,

    Hayat kosusturmacasi icin de senin blogun beni rahatlatiyor, ruhumun derinliklerini oksuyor. Seni seviyorum, bir yandan da kiskanmadim degil, boyle guzel yazmak, keske benimde elimde olsaydi.

    "Ayak izini kaybetmek için ardında çalılıklardan parçalar gezdirirmiş ya insanlar ayak izlerimi kaybetmek için çalılıklar taşıyor ve parçası oluyorum git gide. Bir şeyleri kaybettiğimiz kesin! Sadece durup düşünmekten korkuyoruz."

    Bu cok guzel...

    YanıtlaSil
  4. Yazdığın zamanı bilmem ama benim okuduğum zaman; gün içinde yaşanmışlıkları bir yana bırakıp yuvanın huzurunu hissedip tadını çıkarma zamanı Ebruşum...

    YanıtlaSil
  5. Bu yazıyı çoookkk sevdim, belki içinde kendimi bu kadar bulduğumdandır, belki de kelimelerinin yanyana geldiğinde güzel bir tını oluşturmasıyla alakalıdır sadece...

    Demişsin ya; 'Biliyorum ki yavaş yavaş yaşasam uzun uzun yorulup bıkacağım. Şimdi dönüp baktıkça sabaha yaşadıklarımla akşam arasına gün girmiş kadar, ayrımı kaçırıyorum.'

    Bana da oluyor aynısı, bir bakıyorum kopuk zamanlar çıkmazı ve o kopuk zamanlardan ayrık dolaşan, yaşayan, yaşamaktan kastım soluk alıp veren bir ben; öylece en ortada...

    Sevgi ile Nehir İda,

    Luna.

    YanıtlaSil
  6. zaman sihir gibi... gündelik telaşlardan dıyrılınca dün ile geçen yıl arasında bir fark bulamıyor insan... ayak izleri gibi anılarımız silinmesin yeter :)

    YanıtlaSil
  7. şimdi daha da çok birleşti değil mi Ebrucanım çekp ona yazma isteği
    ya da yazıp onun için çekme..
    sen yaz
    hep yaz
    ben de yazacağım..
    her ne kadar başıma ne dert geldiyse yazdığım cümlelerimden gelmiş muhtemelen gelecek de olsa yazacağım..
    sen de yaz
    susma..

    YanıtlaSil
  8. Evren görev yeri haline geldi zamanla, belkide hep öyleydi...bir görevimiz var yaşamak için çalış çalıştığın sürece saygınlık kazan kazandığını birikime dönüştür evlen çocuk yap çocuğun geleceğini hazırla...Benzeri binlerce tabu ve kaybolan varolduğundan haberdar olamadığımız belkide tanrıya her yakarışımızda ulaşmak istediğimiz öz benliğimiz ve onun olmasını istediği biz...Bu beni bizi defnedeli çok uzun zaman oldu...Bizikletimizin patlak tekerini tamirettirmekten vazgeçtiğimiz an kaybettik o benliği...Geri kazanmak mı...Bazen blogda yazabildiğim an zamanın zeyrini tadında yaşayabiliyorum...bazen bu tadı yaşayanların varrolduğu an'a (şu andan bahsediyorum) şahit olarak tadabiliyorum...

    YanıtlaSil
  9. Şimdi hangi zaman? Bilen var mı bu sorunun cevabını?

    YanıtlaSil
  10. Yanıtlamakta geç kalıyorum bazen de diyeceklerim tükeniyor
    felsefespri bilmiyorum ki nasıl bir andı:)Yazarım

    YanıtlaSil
  11. Nehire sen ne kadar güzel bir kadınsın. Çok teşekkür ederim varlığına.

    YanıtlaSil
  12. Tazecik Annem.
    Artık deneyimli kocaman yürekli küçük bir annesin sen.
    Mutlu olurum sana iyi geliyorsam. Unuttuğumu sanma olur mu can?
    İkinizi de öpüyorum.

    YanıtlaSil
  13. Ebruşum yazdığım zaman garipti kötüydü.
    Bir saate oğlumun yanında olacağım bugün ensesini koklayarak öpeceğim.
    Sen de öp kuzuları

    YanıtlaSil
  14. Sevgili Luna vakit geçirir gibi yaşadığımı hissettiğim an kötü oluyorum. Anlamsız, izsiz kokusuz hatta.
    Sanki her anın anlamı olmalı gibi.
    Öyle işte.
    Duygularıma ortak olmansa ayrı güzel. Sevgiler

    YanıtlaSil
  15. Anne Kaleminden silinmesin diyedir belki de çabamız inşallah başarılı oluruz değil mi:)
    Sevgiler can.

    YanıtlaSil
  16. Yazgüneşim yazalım yazalım bazen sadece kendimiz için bazen içimizden ama yazalım canım.

    YanıtlaSil
  17. Karanlık;
    Sabah yorumun çok etkiledi. Bizikletimizin patlak tekerini tamirettirmekten vazgeçtiğimiz an kaybettik o benliği.bu ne güzel bir benzetmedir. üzerine uzun uzun yazılabilecek kadar.
    Hep gel olur mu?

    YanıtlaSil
  18. Canım esra var mı bilmem şimdi boşluk:)

    YanıtlaSil

Siz ne dersiniz?