Sayfalar

24.03.2019

Kaç Çocuk Doğurabilir Bir Anne?

Buralarda değilsem neredeyim anlatayım dedim. Ama galiba sözcüklerim yeterli olmayacak.
Kurduğumuz bir dünya içindeyim. Yüzlerce çocuk doğurdum.


Galiba çiçeklenen ağaçlara da en çok onlar sevinmeli ne de olsa bizim farkına varmadığımız zamanlarda onlar aynı sokaktaydı.



23.03.2019

Söyle.......


Papatya mevsimi geldi değil mi? Belki de geçiyor yine içerilerde hapsolup çalışıyor ve yaşıyorum. Yok yok masamda görmek istemiyorum. Azıcık çeksem dipteki solucanıyla yaşadığı yerde olayım. 'pardon' diye ittirerek toprağa.


19.03.2019

Metro


Uzun zamandır ulaşım aracım metro oldu. Toplu taşımayı sevmeyen biriyim. Daha yolun yarısında mide bulantısı, baş dönmesi yaşar inerdim. Ama metro seviyorum.
Garip bulabilirsiniz belki ama  bir tılsımı var gibi geliyor. O mekanik anons, o anons içine gömülmüş telaş içine çekiyor her defasında. Yerin altında olma fikrinden ürkerken sanki görebileceklerim her defasında yeni bir şekle bürünüyor gibi. 'Neden görmedim' dediklerimi günlere bölüyor. O kadar hızlı ki bir sonraki gün için imleyip, 'yarın unutma bir daha bak' diyorum kendime. Oyuna dönüştü artık. 
Müzik yapan gençlere denk gelmezsem genelde sessizce kitap okuyanların parçası oluyorum. Her şey çok hızlı. Hayatımızın her yerine sinmiş o ayak sürüme hali metroda yok. Pısttt diye açılan kapının arasında kalmaktan korkmak, bir sonraki trenin saatini beklemeyi istememek ya da trenin geliş hızı bilmiyorum hızlanıveriyor yaptıklarınız.

Dokunmadan

Nermin Yıldırım'ı 15 gün önce İdefix'in önerisi ile keşfettim. Aslında tavsiyeleri daha çok ciddiye alsam da arka kapak yazıları almak için yeterli oldu. Dokunmadan kitabı da diğeri gibi inanılmaz sürükleyiciydi. Ama bu kitapta sonu beğenmedim. İçerik açısından değil de sanki o ana kadar kitabı yazan başkaydı sona doğru başkası yazmış gibi bir tat bıraktı. Bir anda kahraman değil de yazar konuşmaya başladı o geçişi sevmedim.
Altını çizdiğim çok yer vardı ama birkaçı şöyle;

14.03.2019

Bir Kaç Kitap


Uzun yıllar önce okumuştum ama bir gün rüya gördüm ve yeniden okumak istedim. Evde Yurt Yayınları'ndan olan vardı ama kesin biri aldı ve getirmedi yeniden aldım. Açıkcası karmaşık duygularım ALAMUT ile. Okurken birinin 'suikastçileri' mi okuyorsun demesi de ilginçti. Hasan Sabbah'ın oğluna bile ayrıcalık tanımaz halini sevdim. Kararlılığını, azmini. Aslında günümüzdeki örgütlenme biçimine de benzettim İsmailler'in örgütleme şeklini:)




Garip bir suçlulukla geldim. "Hayırsız neredeydin" demenizden çekinerek.
Yaşıyorum, arada okuyorum çokça yoruluyorum ama yaşıyorum. Anlatacaklarım o kadar çok ki. Belki bir ucundan tutup buraya sürüklemek iyi gelir diye geldim.
Ürkerek geldim. Özledim .....

3.02.2018

Kimi böyle kucaklasam oğlumun bebekliği geliyor aklıma.. Bir kalp göğsüne yaslanıp atıyor, bir kol sarıyor bedenini...
Kimsesi yok, diyor içimde bin parçaya ayrılıyor birşeyler. Bizim bunca kişimiz varken... Kimseleri yok. Görür sarilirsaniz, görür severseniz varlar... İçimi yakıyor gözlerindeki hüzün. Ben o gözleri öperek kapatayım istiyorum. Ben o gözleri yanıma alıp geleyim istiyorum.
Bebek sarilisina, kokuna varlığına..... teşekkür ederim 🙏
Bir bebekler bir de köpekler böyle güven kokuyor...