Sayfalar

6.01.2016

Gönüllü Olur Musun?





Uzunca bir süredir arazi beslemelerinde gönüllüyüm. Burası Ankara da. Tamamen boş bir arazi ve 100'e yakın sokak köpeği yaşam mücadelesi veriyor. Her gün besleme yapıyoruz. 
Henüz sayıca çok azız ama kocaman yüreklerden oluşan bir grup. Burada (TIK) Pati Park sayfamızı da oluşturmaya başladık. Facebook üzerinden de bu adresten ulaşabilirsiniz (TIK)

9.11.2015

Tanıştınız mı yeni kızımla

 İnsanlardan bilerek ve isteyerek uzaklaşıyorum. Köpeklere ise hayranlığım katlandıkça katlanıyor. Pika'nın ölümünden sonra yeni bir köpek 'asla' demiştim. Çünkü olası bir sorunda yaşayacaklarıma katlanamıyorum. Günlerce ağladım. Görenler bir yakınımıza bir şey oldu sanıp üzülüyormuş köpeğim dediğimde haa neyse ben daha ciddi bir kayıp sanmıştım dedi çoğu. Oysa o bir yakınımız değil ailemizdendi. Anlatamadım, anlamak istemeyene de anlatılamıyormuş zaten.
Eşimi en son ne zaman salya sümük gördüğümü bilmiyorum ama Pika'nın gidişine aile boyu çok ağladık :(


Şimdi de sizi Luna ile tanıştıracağım. Luna evde bakılıp hamile diye sokağa atılmış bir can. Tüm yavrularını gençlik hastalığından kaybetmiş. Besleme noktasında iyileşemez diye kliniğe alınmış ve yavruları gibi o da gençlik hastalığna yakalanmış. Hiç emziremeden kaybetmiş yavrularını.
İyileşme sürecinde bir arkadaş geçici olarak evini açtı ama süresi dolunca da yine besleme noktasına gidecekti. Bir fotoğrafı vardı insanlardan bakışlarıyla hesap sorar o fotoğraf içime işledi. Eşime günlerce yalvardım. Kurtaralım bir kez daha deneyelim diye. Başta hayır dedi ama dayanamadı.
Evimize ilk geldiğinde (25 Ekim) eşim  önünden geçerken kafasını saklıyordu. Öyle çok dövülmüş ki elimizi kaldırsak bir şey anlatmak için kafasını saklıyor. Yavaş yavaş düzelecek tabi. Üstte bize gülümseyerek baktığı ilk gün.
Hemen boşalttığımız zeytin hanımın var olan odası bizim eski çalışma odasına eski bir kanepe bulup yatak yaptık oyuncaklar aldık. Zeytinle hala liderlik yarışı devam ediyor.
Kaka için sokağa çıkarttığımız ilk gün sabah titremekten yürümedi. Yine bir posta ağladım. Onu bırakacağımızı sanıyordu. Şimdi sokağa çıkınca titremiyor sanırım döneceğini öğrendi. Ama ciddi travmaları var. Mesela su ve mama alanları olan cam balkona adım atamıyor :( ben de onunla gidiyorum bazen ön iki pati balkonda arkalar odada girmeye çalışıyor.
İşte böyle yeni kızımız Luna. İnsanın ne kadar acımasız olduğunun ısbatı gibi :(
İsmini ida koydu.
Şimdi geniş bir aileyiz 2 kızım bir de oğlumla.

13.10.2015

Barış'ı istemekten vazgeçmeyeceğim.....



Not: 'orada ne işleri varmış vs' gibi şeyler söyleyen ve düşünen sayfamı izlemesin ne sizin bana ne benim size verebileceğim bir şey vardır. Nazarımda 'insani' olmayan bu sevincinizle gelmeyin sayfama ve kirletmeyin.....

8.10.2015

İçerisinde sahiplerini taşımayan kıyafetlere, ayakkabılara benim gibi hüzünle bakanlardan mısınız bilmiyorum. Belki de yorulmuş bir çocuk salçalı ekmek yemek için aceleyle girmiştir eve......
Hayat insana kanırta kanırta öğretiyor olacaklar karşısında çaresizliği. Şimdi tuhaf bir boşlukla 'yerleri acıyor' diyebiliyorum. kağıt kesiği, bıçak kesiği, dil yarası ne derseniz artık işte o yaraların  yerleri acıyor.
Derin derin iç çekip rahatlamak isterken ağzımdan 'offff' çıkıyor up uzun. 
Bu da geçer biliyorum.... bu da bir çentik atıp gözden kaybolur. Soyutla somutun ayrımını yitirdiğim zamanlardan korkuyorum. zaman, mekan, var, yok hepsi hepsi iç içe. Sonrasında hepsi yerde ben tepede, sonra hepsi kucağımda ve hepsiyle sarmaş dolaş. Git gide ağırlaşıyorum sanki. Ne kıyafetlerime ne de bulunduğum yerlere sığıyorum. Sığamayacak kadar büyüdükçe görünmez oluyorum.
Bir çift yeşil göze tutturmuşken renkleri,yitip gidiyorum.
'sus' diyor bilmediğim bir dilde, bildiğim dilde susuyorum. 
Bir de yıllar evvel böyle hissetmiştim. Yağmur tane tane üzerimden geçmişti. Küçücük yaralar açarak........
Ninni söylüyorum sarıp sarmalayıp, uyuyuşunu izliyorum. Burnu titriyor, üşüyor sanıyorum parmak uçlarımla ısıtıyorum. Koklamakmış niyeti çekmiyorum. Ninni söylerken ağlanır mı bilmem ağlıyorum. Üzerine dökülen göz yaşlarımla uyanıyor.
Hiç hüzünsüz bakmıyor. 'benziyoruz kerata' diyorum. Gülse ayrımına varacağım biliyorum, uyuyup küçülüyor.
Belki de ömrümde ilk kez bu kadar uzun bir uykuya yatırıyorum......
Her şey, her şey ama  uyurken hafifliyor sanki. Acılar, çekilenler, çekilecekler, dünler.....
Tüy gibi uğurluyorum.......
Koklayarak, öperek. Küçücük bir tüy gibi. 'puff' diyorum uçup gidiyor ellerimden...........

Küçüğüm hoşçakal.....

*'Bir kara delik var sanki hayatımızın ortasında. Depremin kırdığı yerkabuğuyla ilgisi olmayan devasa bir delik. Neşemizi, yaşama sevincimizi yutuyor. Sessizce gidiyorduk' (Yeşil Peri Gecesi Kitabından)


6.10.2015

KURTARAMADIM.............
Sokaktan da hastalıktan da :(( çok üzgünüm
Fotoğraflarını silmedim gün boyu baktıkça ağlıyorum. Dayanamıyorum o nedenle görünmez yaptım ve sakladım :(

5.10.2015


Ne yazık ki Pikam kanlı ishale yakalanmış. Günlerdir tedaviye devam ediyoruz ve iyileşme belirtileri vermiyor. Yaşamak için direniyor biz de onu yaşatmak için.
Moralim çok bozuk duygularımı anlatamam. Biz onu kurtarmak istedik ama o bir kez daha yaşamak için mücadele veriyor. 
Lütfen iyi dileklerinizi esirgemeyin. %1 ihtimal bile olsa yaşaması için o ihtimalin ardından gideceğiz. Biz ondan vazgeçmiyoruz dilerim o da bizden vazgeçmez.

10.07.2015


Uzun zamandır yazmadım zeytin koca kız oldu görün istedim :) Kısırlaştırma ameliyatı yaptırdık ve tam 17 gün tüm aile sorun yaşadık. Zeytin rahat durmadı dikişler attı oralar iltihaplandı filan. Zor bir süreçti ama şimdi çok daha iyi. Hala aynı hala durmuyor zıp zıp. Ameliyatta çok canı yandı diye diye tepemize çıkarttık şimdi ışıkları kapattığım an salonda koşup yerime yatıyor :) Serseri çok sevilesi oldu çokkk...

20.04.2015


Biraz değişiklik bana iyi geliyor her zaman. Gerçi boynum tutuldu yine.Kollarımı da kaldıramıyorum :) Zaten ne zaman bir şeylere çabalasam ya boynum tutulur ya da kol. İda çok yardım etti. Zeytin de etti sayılır. Pazar günü uyuyan yavrucuk tüm gün bizimle oradan oraya gezindi durdu. Evde koyu ceviz, venge ne varsa boyanıyor birer birer. Ne yalan söyleyeyim içim açıldı.Sadece konsolun da oradan çıkması gerekiyor.

 Kare olan koyu venge diğeri de koyu cevizdi. Bunlar bitince de paletlerden balkona bank yapacağım.


Demir kitaplık dışında Zeytin'in odasında hiç bir şey kalmadı. Gerçi onun odası ama kullanmıyor. Biz neredeysek orada. Bir ara yorgunluktan kendini yere atmış uyuyordu serseri. Şu yukarıdaki daktilonun manevi değeri var. Eşimle tanıştığımızda 'hep eski bir daktilo hayalim vardır' demiştim. (demişimdir kesin) onca yıl unutmamış ve bulmuş tamir ettirmiş ve doğum günü hediyesi olarak almıştı birkaç sene önce. O nedenle kıymetlidir çok.Bir de kalp gibi duran fotoğraf babamın fotoğrafı o da hep yakınımda olmalı. Bir yerlerden bakmalı iyi geliyor.
Sol gözü kanlandı ve böyle sulu sulu bakıyor. İnstagramda tavsiyeler aldıkça biraz rahatladım. Şimdi İda da yanında içim rahat ama yine de akşam veterinere gidince huzurlu olacağım.
İşte böyle sosyal hayatı bitik iş, ev, çocuk,köpek arasında kalmış yorgun birinden kısa havadisler.

15.04.2015

Rengarenk.............

 Deneme deneme.....
Bu sehpayı koyu ceviz renginden kaynaklı kullanmıyordum ama atamıyordum da. Denemek için öncelikli kurban edilen oldu. Çok daha estetik olanda ustalaşmayı umuyorum :)

İkea'dan aldığım tabure de renklendi :)
Zımpara yapmak biraz yorucu ama başka türlü de olmuyormuş.
 Sırtta el olanı ve hemen ardındakini de salona masa koymayı düşündüğümde kullanmak üzere aramaya başladım bile :)
Sonra da bunlardan 4 adet olunca yemek masası olayı tamamlanacak. Köydeki sandalyelerimi getirebilsem şahane olacak ama bakalım.

Köydeki sandalyelerim bunlar. Eşimin büyük halasınındı el koydum :)

14.04.2015

Biraz Değişiklik


Fotoğraf çekmeyi çok özledim.(Birkaç örnek burada) Kale'nin arka sokaklarındaki çocukları çok özledim. Hayatımın hiç bir döneminde bu derece yılgın hissetmemiştim. Apolitik olmak bana iyi gelmiyor. Politik olmayı ise kaldıramıyorum. Başa sararak girdiğim kısır tartışmalardan yoruldum. 
Bahar (ilk'i de sonu da) her zaman yormuştur. Kendimi rahatlatmanın yöntemlerini tüketmiş gibiyim. sadece temizlik yapıyorum. Hevesle başladığım örgümü bıraktım. Bileğimdeki ağrı örgü zevkinin önüne geçti. (Tendinit) Zaten Zeytin de huzur vermiyordu. Şimdi eski sehpaları renklendirmenin derdine düştüm becerebilirsem. 

İnternette bir şeye bakıyorsam eşim ürkerek 'lütfen bakma, neye baksan almış oluyoruz' der. Bohem tarzda bir dekorasyon stilinden bahsederken gördüm bu berjeri. Ben retro tarz hayranıyım. Her ne kadar yaşam alanıma yansıtamasam da. Masa sandalyeler gitti. Sırada konsol var onu da çıkartabilirsem evden renk düşünüyorum her yere. Cıvıl cıvıl renkler. Üstelik daha 1 yıl olmadı hevesle almıştım masa sandalye ve konsolu. Nasılsa kimse gelmiyor bize gelen de mutfak masasında yesin yemeğini :)   Bir de çerçeveler düşünüyorum bol bol.. Annem 'ölmüş gibi' der bol fotoğraflı duvarların karşısında.
İçerisine adım atmadığım odalardan, bayramdan bayrama açılan salonlardan nefret ederim. evin her alanı kullanılmalı zaten kullanılmayan odaların kokusu bile başka türlü.

Bu yaz evde bol değişiklik az masraf düşünüyorum. Zeytin'e ayırdığımız ve en çok sevdiğim bol ışık bol güneş alan odadaki kitaplıkları salona taşıyıp  o odayı zeytin daha da büyüyene kadar öylece bırakmayı düşünüyorum. En azından elimizi uzatınca alıvereceğimiz bir mesafede olsun kitaplar da.
Bir şeyleri kurgulayıp kafa yormak çok iyi geliyor.

Bu odayı salona taşıyacağım. Zeytin'in çiş balkonu bu odada bir de rafları boşaltıyoruz sürekli kemiriyor çünkü serseri :)

Akşam olsa eski sehpayı zımparalayıp boyamaya hazır hale getireceğim. Heyecanla akşamı bekliyorum.
Sonra durup 'ne yapıyorum ki ben' diye soruyorum. Zevk alacağımız uğraşlara, hobilere saçımıza, kaşımıza vs.vs. zaman ayıramadan yaşayıp gidiyoruz.
Bizim dışımızda herkes evimize olanlar yüzünden çok üzgün. İda'nın mutluluğu birkaç süpürgelikten, koltuk kolundan daha önemli.
Yemek masasını toparlamadan tv karşısına uzandığım gün annemle yaşamadığımı fark etmiştim. Annem hala aynı. Zaten artık bize de gelmiyor. Baktıkça sinirleri bozuluyormuş 'dünya borca girip köpeğe al da bokla' demişiz öyle diyor :)
Çekmece düzenlemek gibi bir işim olmadı hiç annemden yadigardır detaylar görünen alanlardan daha önemlidir bende. Her daim düzenli çekmece ve çamaşır dolaplarım var. Şimdi sevinç duydum iyi mi? Mesela onlar da dağınık olsa pek bi zor gelirdi. Eğer koca da yardımcı olursa biraz olsun düzenleyip eklerim hafta başında salonu.
Benim gibi çimento torbası kadar kilodaysanız mutlaka birine yalvarmanız gerekiyor her hangi bir değişiklikte. Yatak olabilen üçlü koltuk bile her pazar en az iki kişi ile kenara çekip süpürülebiliyor altı.
Saçma sapan yazıma son verirken kafamdan geçen şeylerin hızına yetişemeyen bedenime de ufaktan saydırarak kaçıyorum. İlk foto ve ev benim diğerleri internetten.
Buraya kafamdakileri yazayım ki 'hani ne oldu' baskısı hissedeyim :)

Kapılar için aldırdım az önce ne olmuş çizilmişse adamlar bulmuş işte çözümü....