11 Kasım 2009 Çarşamba

Domuz Değilsen Git

Dün gece atak geçirdim. Diğerlerine göre hafif ama bünyeme göre yine ağırdı. Bu kez domuz gribinin domuzluğu da vurdu beni. Hastahaneye giderken endişeliydim grip olmamam gerekiyor. Acayip bilinçli bir toplum olmuşuz meğer ben boşuna korkmuşum:) Herkes maskeliydi. Çantamda antibakteriyel jelim, maskem vardı benim bile. Ama girişte maskelerini birer elleriyle sürdürüp çay içenleri görünce takmadım nasılsa herkes korunuyordu.
Maalesef her hastaneye gidemiyorum, "tam teşekküllü" devlet hastahanesine gitmem gerekiyor. Önceki sayfamda sanıyorum yazmıştım daha önceki ataklardan birinde haberlere konu olacak kadar çok hastane gezmiştim:)
Yalnız sağlık personeli duruma kilitlenmiş bakanlık sanıyorum şöyle bir emir vermiş "gripse ilgilenin değilse salın gitsin" -Neyiniz var- sorusunu acil serviste 1 saat sonra duyabildim . -Neyim vardı benim ya, gelirken vardı bi şey de şimdi kalmadı galiba onardım kendimi, kazaklarıyla ağzını ve burnunu kapatan, maskelerini sündürüp sağa sola laf veren, telsizleriyle ürkmeme neden olan polisleri görünce galiba kalmadı birşeyim-cümlelerini içimden kurup dışıma -fmf işte atak galiba- çıkartabildim. İyi halt ettim çıkarttım da. Normalde hemen gözlem odasına alıp serumu bağlayıp kanları tahlile yollarlardı şimdi niye bunlar bana -ya bi yürü git evine- muamelesi çektiler anlamadım:) Kocayı dürtüyorum bir yandan biz gidelim buradan ben çok fenayım evde yatayım daha iyi olacağım- sözleri verirken adamcağız da şaşkın. Elime tüpleri tutuşturdu şuna şuradan buna ileriden kan verin bilmem kaçıncı kata götürün oradan sonuçlar çıkınca bize getirin- hööö ben o kanları o dediğiniz yerlerde verebilmeyi başaracak durumda olsam gider yatarım be evimde.
Veeee beklenen an sinirlerini aldırmış halde yaşayan koca gitti yerine Kadir İnanır, Cüneyt Arkın karışımı bişey geldi:)
- Nasıl yani yatmayacak mı? Ayakta oradan oraya gidip kan verecek sonuç bekleyecek öyle mi?
-Öyle baksanıza hale,
Hakikaten hal bir garip hani filmlerde oluyor ya oradan oraya hızla giden-gelen, giden-gelen yığınla insan.
Bense sürekli kolundan çekiştiriyorum -iyiyim çok iyiyim eve gidelim yatayım-
Yok adam gurur meselesi yaptı.
-Ben o kanları o dediğiniz yerlerde verdirip sonucu ayakta bekletmem yatıracaksınız.
Grip polikliniğini ve acil servisi diğer acil servisten ayırmış olmalarına rağmen danışma amaçlı olarak gelenler de çokmuş. -Ben sadece birşey sorup gideyim evime olur mu- dedim görevliye peki dedi:) (birine bakıp çıkcam ayağı) -Yanınızda ilacınız varsa hemen 2 tane içiyorsunuz, hemşire size ağrı kesici bir iğne yapıyor şimdi saat 23.30 tam 2 saat sonra tekrar görüşüyoruz ona göre bir iğne daha yapıp yapmayacağımıza bakıyoruz tamam mı- TAMAMMMMM...(2 saat dediğin ne ki sandalyede böyle beklemek çok kolay)
Cebimden ilacımı çıkartıp içiyorum hemşireye diclomec iğnemi yaptırıyor seke seke hastahaneden kaçıyorum:)
Olabilecekler:
FMF atağı ile apandisitte aynı değerler yüksek çıkar dün gece ben fmf atağı dedim ama apandisitim de patlayabilirdi. Yaptıkları şey hukuki açıdan suçtu.
Arkama bile bakmadan kaçtım kabus gibiydi.
Eğer girip değilseniz hastahaneye gitmeyin en azından mecbur kalmadıkça.

04 Kasım 2009 Çarşamba

Özlem

O yağdı ben izledim, ben yağdım o izledi...
Şimdi o durdu ben hala yağıyorum...



31 Ekim 2009 Cumartesi

Nazım'ın Yüreği

Usanınca gerçeklerin yalanından,
kaygan, yüzsüz baskıdan,
tunç Nâzım'ı anımsarım
ve sesini
biraz hançerimsi :
"Merhaba kardaşım...
Ne o, neden yüzün asık öyle
Boş ver!
Yoksa şiir mi takıldı bir yerde?
Gel, birlikte bitirelim.
Paran mı yok?
Bakarız bir çaresine, dert değil.
Kız mı?
Aldırma bulunur..."
Oysa asıl kendisinde var bir şey,
içini kemiren
yüz çizgilerinden dehşetle akan :
"Hepsi iyi de,
şu yürek ağrısı...
Adam sen de
ağrıyadursun, yaşıyoruz ya..."
Kimisi için şiir bir roldür,
Kimisine bir dükkân,
kazançtır.
Onun içinse ağrıdır şiir,
rol değil.
Nâzım'ın yüreği de ağrıdı durdu işte.
Üzerine titreyen doktoru bir gün,
hani pek de güvenemiyerek,
tenbih etmişti bana :
"Bakın" demişti,
"Keskin konulardan kaçının ki
ağrımasın Nâzım'ın yüreği..."
Hey gidi doktor...
Hastanız gitti.
Yaramadı çabalarınız.
Yüreğiyse onun
gizli gizli çarparak
sürdürdü ağrısını
ölümünden sonra da.
İçimdeki acı için ağrıyor,
Türkler için, Ruslar için ağrıyor,
kendisi gibi mapusta özgür olanlar için
özgürlükte mapus gibiler için
ağrıyor.
Hapisane acılarıyla yanan o yürek
- ölümden sonra bile -
dinlemiyor doktorları,
korkak olduğumuz zaman
ağrıyor.
neme gerek dersek
ağrıyor.
onun gibi açık yürekle :
"Merhaba kardaşım..."
diyemezsek ağrıyor...
Varsın ağrısın
hepsi için yüreklerimiz,
tek ağrımasın Nazım'ın yüreği.